Etiket arşivi: alper güler

Lastik bakımı nasıl yapılır?

LASİD (Lastik Sanayicileri ve İthalatçıları Derneği) tarafından yapılan açıklamada kış aylarında lastiklerin düzenli bakımının önemine dikkat çekildi; ‘’Lastikler de özen ister. Özellikle de kış aylarında. Güvenli bir ortak trafik için sürücüler araç ve lastiklerinin düzenli bakımını ihmal etmemeli’’ dendi

 

Kış lastiği karda ve buzda kolay ve güvenli bir sürüş sağlar. + 7 derece ve altındaki sıcaklıklarda kış lastiği kullananlar, hava ve yol şartlarındaki ani değişime hazırlıklıdır. Lastik Sanayicileri ve İthalatçıları Derneği LASİD tarafından yapılan yazılı açıklamada kış aylarında bölgesel olarak hızla değişebilen hava durumlarına ve kış lastiği kullanımına dikkat çekilerek şöyle dendi: ‘’Kış lastiği sadece karda ve buzda sürüş koşullarını iyileştirmez; aynı zamanda soğuk hava koşullarında da maksimum sürüş performansı sağlar. Bu yüzden “kışın lastiği kış lastiği” diyoruz. Aracına kış lastiği takılı olanlar; hava ve beraberinde yollarda meydana gelen ani değişimlere hazırlıklı olur. ‘’

 

Yolda kalmamak ve ortak trafiği tıkamamak için bakım şart!

 

LASİD açıklamasında ‘ortak trafik’e vurgu yapılarak; sürücülerin kış aylarında araç ve lastik bakımları için yapması gerekenler sıralandı: ‘’Son yoğun kar yağışının büyükşehirlerde trafiği nasıl olumsuz etkilediğini gördük ve yaşadık. Kış aylarında yolda kalmamak ve ortak trafiği olumsuz etkilememek için tüm sürücülerin duyarlı olması gerekiyor. Araç ve lastik bakımınızı ihmal etmeyin. Lastiğinize göstereceğiniz özen ve aracınız için alacağınız basit önlemlerle hem kendinizin hem de trafiğe katılan herkesin güvenliğini korumuş olursunuz. İşte araç ve lastik bakımı için yapılması gerekenler:

-Kış lastiği +7 derece altındaki sıcaklıklarda özel sırt karışımı ve tasarımı sayesinde daha güçlü yol tutuşu ve kısa fren mesafesi sağlayarak hayat kurtarır. Güvenli bir sürüş için kış lastiklerinin aracın dört tekerleğinde de takılı olması gerekir.

-Kış lastiklerinize aracınızın özelliklerine uygun şekilde doğru hava basılı olduğundan emin olun.

-Akü kontrolünüzü mutlaka yaptırın.

-Radyatör sistemindeki suyun donmaması için mutlaka antifriz kullanın.

-Soğuk ve yağışlı havalarda görüş mesafesi azalır. Aşınma olasılığı yüksek olan sileceklerin bakım ve kontrolünü ihmal etmeyin.

-Silecek suyunuzun, cam yıkama sistemini sıfır dereceye kadar donmaktan koruyan alkol içermeyen uygun bir cam silecek sıvısı olmasına dikkat edin.

-Aracınızın sürüş problemlerini gözardı etmeyin. Motorun, zor ilk hareket, bozuk rölanti ve avans ayarı, stop etme, düşük güç gibi sürüş problemleri varsa, iyi bir serviste ayarlanması gerekir.

-Yakıt sistemindeki nemin donmasını önlemek için, depoya ayda bir kez bir şişe buz önleyici katkı eklenmelidir ve yakıt deposunun yarıdan fazla dolu tutulması gerekir. Dolu tutulan yakıt deposu, borulardaki donmayı önleyecektir.

-Ayrıca motor yağını ve yağ filtresini araç üreticisinin belirlediği kilometrelerde değiştirin.

Bagajınızda mutlaka ilk yardım çantası, uyarı araçları, gerekiyorsa lastik onarım seti, marş kabloları, çekiş için kum veya paspas, çekme halatı, tekerlek zincirleri, el feneri, buz kazıyıcı, kar fırçası, küçük bir kürek, eldiven ve battaniye bulundurun.

Kış koşullarına özel sürüş teknikleri uygulayın; takip mesafesine dikkat edin; hızınızı düşürün, savrulmayı ve patinajı önlemek için ani hızlanmalardan kaçının. Durmak veya yavaşlamak için vites küçülterek motor frenini kullanın.

Opel Crossland X Temmuz’da gelecek

Opel’in 2017’de müşterileri ile buluşturacağı B segmenti crossover modeli Crossland X’in tanıtımı 1 Şubat’ta Berlin’de gerçekleşti. Etkinlikte konuşan Opel CEO’su Karl-Thomas Neumann “Mokka X ile B SUV segmentinde Avrupa genelinde zirveye oynuyoruz. Yeni Crossland X’in de gelmesi ile birlikte markamızın segmentteki başarısı daha da artacak. Yeni modelimiz, bu sene pazara sunacağımız diğer crossover modelimiz Grandland X ile daha da hız kazanacak büyük model atılımımızın bir parçası” dedi.

Opel’in 2020’ye kadar 29 yeni model ve 17 yeni motor sunacağı büyük ürün atılımı kapsamında meraklıları ile buluşturacağı Crossland X, ülkemizde ise Temmuz 2017’de satışa çıkacak. Opel Türkiye Genel Müdürü Özcan Keklik, “yeni crossover modelimiz stil sahibi, çok yönlü ve üstün bağlantı özelliklerine sahip. Modern çift renkli tasarımı ve teknolojik yenilikleri ile yeni Crossland X gerçekten sınırları aşan bir otomobil” dedi.

Opel’in yeni crossover modeli SUV’lerin sahip olduğu avantajları ve şehir içi kullanılacak bir otomobilden beklentileri bir potada eritiyor. Ayrıca Crossland X, günlük sürüşü daha da konforlu, rahat ve kolay kılan teknolojik yenilikleri bünyesinde barındırıyor. Full LED farlara sahip sürüşe duyarlı geliştirilmiş ön farlar(AFL), head up display ve 180 derecelik panoramik geri görüş kamerası, geliştirilmiş park desteği sistemi, yaya tespit özellikli ön çarpışma uyarı sistemi bu yeniliklere sadece birkaç örnek. Yeni Crossland X aynı zamanda Opel’in standartlarına uyumlu şekilde Apple CarPlay ve Android Auto destekleyen geniş 8 inç’e kadar opsiyonel olarak alınabilen renkli dokunmatik ekranlı IntelliLink bilgi-eğlence sistemine de sahip.

 

SEAT Ateca Autobest Ödülünü Aldı

Autobest jürisi tarafından 2017’nin en iyi otomobili seçilen SEAT’ın ilk SUV modeli ATECA, Lizbon’da gerçekleştirilen gecede ödülünü teslim aldı.

 

Avrupalı 31 otomobil gazetecisinin oyuyla her yıl “en uygun fiyata en iyi otomobili” belirlemeyi hedef alan Autobest’in bu yılki sahibi olan SEAT Ateca için düzenlenen ödül töreni Lizbon’da gerçekleşti. SEAT Başkanı Luca de Meo, Autobest Jürisi Başkanı Dan Vardie, Autobest jüri üyeleri ve Avrupa’nın önde gelen otomotiv yöneticilerinin katıldığı törende ödülü SEAT adına Luca de Meo teslim aldı.

 

Törende yaptığı konuşmada, Ateca’nın, SEAT markası için 2016’da en başta gelen modeli olduğunu belirten Luca De Meo, Autobest jürisinin bu ödülle kendilerini gururlandırdığını dile getirdi.

 

SEAT’ın Ateca ile ilk Autobest Ödülü’ne sahip olduğunu söyleyen Jüri Başkanı Dan Vardie, bu ödülü bir SUV’un kazanmasının, SUV segmentinin otomobil geleceğini şekillendirmede önemli bir göstergesi olduğunu ve SEAT’ın hem Ateca hem de geliştirdiği diğer modeller ile otomotivdeki yeni trendlerin kalbinde konumlandığını belirtti.

Rus KAMAZ’dan bir başarı daha

KAMAZ-Master ralli takımları, dünyanın en zorlu çöl yarışlarından Dakar Rallisi 2017 ve Africa Eco Race 2017’yi Continental lastikleri ile kazandı. Binlerce kilometrelik toprak yol, çetin dağ sırtları ve çöl kumunu geçen Continental lastikleri, yarışların farklı etapları boyunca sürekli olarak yüksek performans ve optimum dayanıklılık gösterdi. Bu iki sınır ötesi rallisiyle dünyanın en büyük uluslararası lastik ve orijinal ekipman tedarikçilerinden Continental ile Rusya’nın otomobil üreticisi Kamaz – Master ralli takımı arasında ürün geliştirme konusunda işbirliğine gidildi. Söz konusu işbirliği kapsamında, KAMAZ-Master yarış kamyonlarının yanı sıra destekleyici kamyonlar da Continental lastikleriyle donatılacak.

Rusya Continental Lastikleri Genel Müdürü Jaron Wiedmaier konuyla ilgili “KAMAZ-Master’ın çoktan hak ettiği bu zafere ulaşmasına lastiklerimizle katkı sunmaktan dolayı son derece mutluyuz. Yarış takımlarının elde ettiği sonuçlar oldukça etkileyici, ayrıca lastiklerimizin en zorlu sürüş koşullarına karşı gösterdiği dayanıklılık bize büyük gurur verdi. Lastiklerimiz, hasara karşı dirençlilik ve maksimum arazi performansı gibi iddialı özelliklerini kanıtlamış oldu. Bu aşamadan sonra, yarışlardan çıkardığımız verileri kullanacak ve edindiğimiz yeni derin bilgilerden yararlanarak Continental lastiklerini daha da geliştireceğiz.” dedi.

KAMAZ-Master Ralli Ekiplerinden Continental’e Övgü

Eduard Nikolaev ve ekibi 2017 Dakar Rallisinin son etabını 19 dakika avantajla önde bitirirken Dmitry Sotnikov’un liderliğindeki diğer bir KAMAZ-Master ekibi ise ikinci sırayı aldı. Yarışı kazanan ekibin pilotu Eduard Nikolaev şu sözleriyle Alman lastik üreticisine övgüler yağdırdı: “Yarış esnasında lastiklerden kaynaklı herhangi bir sorun yaşamadık. Yarışın ilk haftasından sonra elde ettiğimiz bu zaferi lastiklere borçluyuz. Dakar’ın ikinci yarısı, ekiplerimizin kamyon kategorisinde genel sıralamada birinci ve ikinciliği elde etmesinde gerçekten dönüm noktası oldu. Continental lastiklerinin müthiş performansı sayesinde rakiplerimizin aksine lastik değiştirmekle vakit kaybetmedik.”

 

Africa Eco Race 2017’de Andrey Karginov’un ekibi kamyon kategorisinde birinciliği alırken, Sergey Kuprianov’un ekibi dördüncülüğü elde etti. 1988 yılında kurulan KAMAZ-Master ralli ekibi, kamyon üreticisinin Rusya adına katıldığı uluslararası yarışları başarıyla tamamlayan tek ekip olup, 1990 yılından beri KAMAZ-Master pilotları, kıtalar arası Dakar Rallisine katılıyor. Aynı ekip bu yıl da zorlu yarışları on dördüncü defa kazanırken, üç kere Dünya Off-Road Rallisi Kupasını ve dört kere İpek Yolu Rallisini birincilikle tamamladı.

 

500 Bin Audi modeli geri çağırılıyor

Audi 500 Bin adet aracını geri çağırıyor. Araçların geri çağırılma sebebi ise hem soğutma suyu pompasında hem de airbag sisteminde kaynaklanan sorunlar. Hava yastıklarında ki sorun sunroof drenaj sisteminin yan perde hava yastığı şişiricisine su kaçırmasında kaynaklı. Bu sorun 234.054 Audi Q5’i kapsıyor. Ayrıca yeni nesil 5.901 adet Audi ve Volkswagen modeli de airbag sorunundan dolayı geri çağırılıyor

Su pompası arızasından dolayı ise 342.867 araç servislere geri çağırılıyor. Bu listede Audi Q5, A5, A5 Cabrio, A4, ve A6 gibi modeller yer alıyor.

 

Bosch Türkiye’de yeni görevlendirme

Yaşam için teknolojiler üreten Bosch Türkiye, gelecek vizyonu doğrultusunda yapılanmasını hızla sürdürüyor. Bu çerçevede Bosch’un Otomotiv Yedek Parça Türkiye ve İran Direktörlüğü görevini yürüten Kıvanç Arman ek olarak Ortadoğu sorumluluğunu da üstlendi. Arman, 1 Ocak 2017 tarihi itibariyle Bosch Otomotiv Yedek Parça Türkiye, İran ve Ortadoğu Direktörü olarak görevine başladı.

 

İş hayatına 2002 yılında Olmuksa A.Ş.’de Kalite Sistemleri ve Kalite Güvence Mühendisi olarak başlayan Kıvanç Arman, 2004 yılında Bosch Türkiye Proje Mühendisi olarak “Şasi Sistemleri” projelerinin yerel koordinasyonunu yürüttü. 2006 yılında Robert Bosch France S.A.S’de Proje yöneticiliği görevine getirilen Arman, Malezya, Hindistan ve İran pazarları için yürütülen projelerin koordinasyonunu sağladı.

 

2008 yılında Bosch İran, 2010 yılında Bosch Türkiye İlk Donanım Satış Direktörlüğü, 2015 Eylül ayında Bosch Türkiye ve İran Yedek Parça Direktörlüğü’nü üstlenen Kıvanç Arman, 1 Ocak 2017 tarihi itibariyle de Bosch Otomotiv Yedek Parça Türkiye, İran ve Ortadoğu Bölge Direktörlüğü görevine getirildi.

 

1998 yılında Balıkesir Üniversitesi Makine Mühendisliği’nden mezun olan Arman, 2001-2003 yılları arasında İngiltere’de MBA yaptı. Kıvanç Arman evli ve iki çocuk babasıdır.

Honda 5milyon adetle rekor kırdı

Dünyanın önde gelen üreticilerinden Honda, 2016 yılını üretim rekoruyla kapattı. Honda, Kuzey Amerika, Asya ve Çin de dahil dünyanın farklı kıtalarında bulunan otomobil fabrikalarında üretim rekoru kırdı. Global üretim merkezlerinin tamamında toplam 4 milyon 999 bin 266 adet otomobil üreten Honda 2015 yılı ile kıyaslandığında üretim adedini yüzde 10 civarında artırmayı başardı.

Üretim programına dahil ettiği yeni ürünlerle ürün gamını baştan aşağı yenileyen Honda 2016 yılını başarıyla tamamladı. Honda, Kuzey Amerika, Asya ve Çin de dahil dünyanın farklı kıtalarında bulunan otomobil fabrikalarında tarihi bir rekora imza attı.

Kuzey Amerika bir milyon 956 bin 196 adetle ilk sırada yer alırken onu bir milyon 940 bin 885 adetle Aysa ve 133 bin 875 adetle Avrupa takip ediyor. Son iki yılda Japonya’da da büyümesini sürdüren Honda, Japonya dışındaki üretim merkezlerinde 5 yıl üst üste büyümesini sürdürdü.

 

Audi 8 milyonuncu quattro modelini üretti

Audi’nin ilk olarak 1980 yılında satışa sunduğu ve otomotiv dünyasında bir devrim olarak nitelendirilen quattro dört tekerden çekiş sistemine sahip 8 milyonuncu modeli Meksika’da üretim bandından indirildi. Kar ve buz da olmak üzere her türlü yol koşulunda güvenli ve sürüş keyfi sunan quattro teknolojili 8 milyonuncu otomobil, Audi’nin Meksika’da bulunan San Jose Chiapa Üretim Merkezi’nde banttan indirildi. Yeni Q5 2.0 TFSI quattro modeli, aynı zamanda quattro teknolojisinin geldiği son noktayı temsil ediyor. Audi, 6 milyonuncu quattro’yu da 2014 Temmuz ayında Almanya’daki Ingolstadt Fabrikası’nda üretmişti.

 

quattro teknolojisi, bugün 100’den fazla modelde kullanılıyor. Audi Q7, Audi A4 allroad quattro, Audi A6 allroad quattro, Audi A8, Audi R8 ve tüm S ve RS modellerinde standart olarak bulunan quattro dört tekerlekten çekiş sistemi, diğer model serilerinde de opsiyonel olarak sunuluyor.

 

2015 yılında, dünya çapındaki Audi müşterilerinin yüzde 44’ü, quattro çekişli model serilerini tercih etti. Audi Q5 ise, 262.000 adetlik satışla listenin zirvesine yerleşti. quattro modelleri özellikle ABD, Kanada, Rusya ile Orta Doğu pazarlarında yüksek satış rakamlarına ulaştı. Almanya’da ise 122.048 adet quattro sistemi taşıyan araç satıldı.

 

Başarı öyküsü: quattro’nun tarihi

Audi, henüz hiçbir otomobil üreticisinin hızlı, hafif ve seri üretime uygun dört çekişli bir sistem geliştirmediği 1980 yılında, quattro sürekli dört tekerlekten çekiş sistemiyle otomotiv tarihinde çığır açtı. Teknoloji, ilk kez 1980 yılında Cenevre Uluslararası Otomobil Fuarı’nda tanıtılan Ur-quattro ile görücüye çıktı.

 

quattro teknolojisi Audi’ye motor sporlarında da büyük zaferler getirdi. Audi’nin şu anki başarı listesinde dört Dünya Ralli Şampiyonluğu, ABD’nin ünlü Pikes Peak Hill Climb yarışında altı zafer, bir ABD TransAm birinciliği, iki DTM birinciliği, 11 ulusal Super Touring Car Şampiyonluğu ve bir Touring Car Dünya Kupası bulunuyor. Kasım ayı sonlarında FIA Dünya Rallycross Şampiyonası’nda Audi S1 EKS RX quattro ile Driver World Champion ve Team World Champion unvanlarını kazanan Mattias Ekström ve özel rallycross ekibi EKS’nin bu başarıları ise, quattro teknolojisinin en yeni zaferini teşkil ediyor.

Rolls-Royce bir döneme veda ediyor

RollsRoyce Motor Cars Yönetim kurulu başkanı Torsten Müller-Ötvös, “90 yılı aşkın bir süre önce piyasaya çıkışından beri, ‘Phantom’ adı altında üretilen her otomobil diğer tüm lüks ürün standartlarını baştan yazdı. Phantom VII, Rolls-Royce’un rönesans döneminin ilk bölümünü tanımladıktan sonra asil bir şekilde sahneyi terkerderken, başarısının üstüne eklemeler yaparak onun yerine geçecek varisini üretmek için sabırsızlanıyoruz. Yepyeni cüretkar bir otomobil mimarisi dünyanın en ünlü lüks araçlarının geleceğini aydınlatmayı vaat ediyor olacak.” şeklinde açıklamada bulundu. 1925’te ‘New Phantom‘ adlı eserin yaratılışından beri, lüks araçlarda bu efsanevi ismin her nesli, yalnızca Rolls-Royce tarihinde değil, tüm dünya tarihindeki yerini tanımlamaya devam etti. Basit bir şekilde bu, dünyamızı tanımlayan ve son 90 yıldır dünyanın dönmesini sağlayan insanların tercihiydi. Phantom I (ya da o zamanki adıyla “New Phantom”) ünlü atalarının listelerde ‘Dünyanın En İyi Arabası” olarak yer aldığı beklentilerin yükünü taşıyarak bu günlere geldi ve emin adımlarla bu başarıya ulaştı. Bu başarısıyla birlikte, Rolls-Royce’u eşsiz otomobil üreticisi olmanın ötesine, varolan tüm lüks uğraşların standart belirleyicisi olma rütbesine taşıdı.

78 yıl sonra, Phantom VII ilk Goodwood Phantom ile Rolls-Royce’un rönesans dönemini müjdeleyerek kendi efsanesini yarattı. Ayrıca markayı dünyanın en ünlü, varlıklı ve güçlü bireyleri için en uygun araç üreticisi olarak hakettiği yere taşıdı. 13 yıldır lüks kavramını tanımlamanın ardından bugün Phantom VII RollsRoyce’un merkezindeki ustaların marifetli ellerine yaraşır bir şekilde sahneyi yeni nesil araçlara bırakıyor. Bu sonuncu 7. nesil Phantom, İngiltere West Sussex’teki global mükemmelleştirme merkezi kuruluşu adı altında Rolls-Royce’un rönesans döneminin ilk bölümünün bittiğinin habercisi.

Phantom – 90 yılı aşkın süredir konforun doruklarında

Modern varisi gibi, bu birinci nesil Phantom, böylesine önemli bir arabayı çevreleyen beklentilerin ağırlığı ile hararetli bir gizlilik ortamında geliştirildi. Baş mühendis Ernest Hives, projenin kod adını, Eastern Armoured Car (EAC), doğrulamak için fabrikanın etrafına zırhlı metaller serpiştirmeye kadar gitti. Aracın geliştirilmesi süresince devam eden bu yoğunluk ve global denetleme küçük bir mühendis ve tasarımcı takımı kendilerini gizlilik çerçevesinde Londra’nın merkezinde kullanılmayan bir bankaya kapatana kadar belki de yetmiş yıl boyunca tekrar görülmemiştir. Görevleri, yeni bir lüks manzara içinde Rolls-Royce’un doruk noktasını gerçekten cüretkar bir şekilde yansıtacak, adının ve tarihteki saygınlığının hakkını verebilecek bir Phantom yaratmaktı. Görev, derin bir değişim dönemi çerçevesinde modern bir Rolls-Royce yaratmakla görevlendirilmiş olan Hives’ın görevini çağrıştırıyordu. Phantom I ve VII’nin ikisi de varlıklı müşterilerinin değişen zevkleri ve duyarlılıkları arasında markanın gidişatını belirledi.

Phantom VII’yi tasarlarken, Ian Cameron ve tasarımcı ekibinden önce verilen hizmet de göz ardı edilemez. Yeni beklentilerin yüksek olduğu Rolls-Royce’un gün geçtikçe yükselen global seçkinlik standartlarını karşılayacak başarılı bir otomobil tasarlayıp, geliştirip ve test etmesi için sadece beş yılı vardı. Tüm dünyanın gözleri markanın üzerindeydi. Eski araçlarından esinlenme hatta Phantom I modeli ve onun varislerine yapılacak küçük bir gönderme bile büyük bir hata olurdu. 21. yüzyılın varlıklı ve söz sahibi bireyleri hükümdarlıklarına yaraşır bir özgünlük talebinde bulundular. Bu nedenle Rolls-Royce konforunun tamamen çağdaş vizyonu, marka için mümkün olan tek yoldu. 3 Ocak 2003’te, Cameron’un vizyonu nihayet dünyaya sunuldu ve global medya resmi operasyonun üçüncü gününde markanın fabrikasına kabul edildi. Hives ve onun basını uzak tutacak kurnazlıklarında olduğu gibi, Phantom VII de mutlak gizlilik içerisinde tasarlanıp geliştirilmişti. O ilk arabanın örtüsü kaldırıldığında, basın hemfikir bir şekilde Rolls-Royce ve yeni ekibini bir yüzyılın üç çeyreği içerisinde klasik boyutlar ve çizgilerin modern yorumlar ile birleşmesiyle dünyanın en görkemli aracını ürettiği için övgü yağmuruna tuttu.

Rolls-Royce tarihindeki bir sonraki büyük dönemin başlangıç temelleri, o heybetli ama zarif aracın gövdesi altında yatıyordu. Bu otomobil güç ve ağırlık tasarrufu için tasarlanmış tamamen yeni bir alüminyum gövde ve 6.75l’lik doğal çekme gücüne sahip V12 Rolls-Royce motor ile güçlendirilmiş, modern Rolls-Royce’un adını taşıyan fısıltı sessizliğinde performansı mümkün hale getirmiştir. Phantom’un simgeleşmiş kapılarının ardında, yerel bölgelerin tekne yapımı ve eyer yapma endüstrilerinden gelen yeni bir sanatçı işgücünden yararlanılarak sadece en iyi malzemelerin kullanılmasıyla zarifçe hazırlanmış bir iç mekan yatıyor. Sadece 350 kişinin ilk gününde bu işgücünün parçası olan ilk zanaatkârlar, yetişecek 1.700 yeni nesil zanaatkârın ustaları olarak hizmet ettiler; kariyerleri yedinci nesil Phantom’ın başarısıyla başladı. At arabası gövdesi üreticilerinin çağından beri ilk defa, Phantom’ın boş bir tuval olarak görev görmesi aracılığıyla markanın Bespoke programı sayesinde üretimin kişiye özgü olması müşterilerin zevkli tercihlerine sunuldu.

Medya ve müşterilerin övgüleri yakında, Hives gibi Cameron ve ekibinin de “Dünyanın En İyi Aracı” efsanesini yeniden inşa ettiğini doğrulayacaktı. O sıralarda, mükemmellik merkezinin kurulması ve sadece beş yıl içinde Phantom’un eşzamanlı geliştirilmesi ve piyasaya sürülmesi, ‘nihai büyük otomotiv macerası’ olarak duyuruldu. Phantom bir kez daha cüretkar yeni bir çağın başlangıcını temsil etti – markaya yakın olan bir çok kişinin tarihin en önemli noktası olarak kabul ettiği bir çağ… Rolls-Royce sadece 13 yıl içinde, diğer tüm lüks eşyaların değerlendirildiği standartları belirleyen bir ölçüt olarak bir kez daha kendini kanıtladı.

Son Phantom VII – Konfor harikası bir eser

Bu eşsiz otomobil sahneyi asil bir şekilde terk etmeye hazırlanırken, Phantom’un tanımladığı seyahatin altın çağını ölümsüzleştirmek adına güzelce düzenlenmiş geniş bir aks mesafeli limuzin olan türünün son örneği Phantom VII yaratılmıştır.

Bu ünlü bir Rolls-Royce koleksiyoncusu tarafından siparişi verilen göz kamaştırıcı eser, markanın merkezi olan West Sussex, Goodwood’taki Rolls-Royce rönesansının ilk bölümünü tanımlayan olağanüstü detaycılık ve usta dokunuşları mükemmel bir şekilde yansıtıyor.

Phantom modellerinin üretimi boyunca güzelce kullanılan kakmacılık sanatı, bu özel müşterinin 1930’ların tasarım ve ikonografi büyüsü hayranlığını yansıtarak çağın transatlantik gemilerini eşsiz bir şekilde tasvirliyor. Bu denizcilik teması, eşsiz bir şekilde aracın iç kısmında Powder Blue deri üzerine uygulanmış ton üzerine ton işlemeciliği ile denizin hareketini anımsatacak şekilde devam ediyor.

Gerçek Phantom tasarımında, mümkün olan her detay en ince ayrıntısına kadar düşünülür. Hem ön kabin hem de bölme duvarında bulunan saatler, büyük okyanus gemilerini süsleyen radyo saatlerinin tarzını yansıtır. 24 zaman dilimini ifade eden The Bezel (saat çerçevesi) HG Well’in zaman makinesini andırarak ve ana saate uyum sağlayarak aracın sahibine kendilerini dünyanın neresinde hissediyorlarsa orada olma hissini verecek şekilde zamanı istediği gibi ayarlama olanağı tanır.

Denizcilik teması, markanın ustaları tarafından eşsiz bir şekilde elle kesilmiş, uyandırma efekti içeren Phantom’un zarif kuzu yünü halılarına kadar uzanıyor – aynı son Phantom’ın sahneyi gelecek nesil araçlara bırakması kendi uyanışını temsil ettiği gibi…

Aracın dış cephesi göz alıcı Blue Velvet (Kadife mavi) renginde olup aracın yan taraflarına doğru uzanan çift transatlantik gemisi motifli çizgilerle süslenmiştir. Ayrıca dış cepheyi ince çizgili tekerlekler ve gümüş ‘Spirit of Ecstasy’ figürü tamamlar. Tüm bu ustaca elle işlenmiş motifler sonuncu Phantom için göz kamaştırıcı nihai bir ifade yaratır.

Bu son otomobilin bitirilmesi ve Phantom üretim hattının 13 yıl aradan sonra kapatılması, tamamen yeni bir alüminyum konfor mimarisi Phantom VIII’in duyurulması için zemin hazırlıyor. Ün kazanmış ataları gibi bu araç da standartları yükselteceğe benziyor.

Bu aracın gelişi, dünyanın en cezbedici ve en ünlü lüks otomobil markasının tarihinde başka bir harika devrin başlangıcını müjdeliyor.

Yeni Seat Ibiza Resmen Tanıtıldı

Seat uzunca bir süre gündemi meşgul eden yeni Ibiza modelini nihayet tanıttı. Beşinci nesli ile ortaya çıkan model üç kapılı karoser ile artık üretilmeyecek. Bunun yerine SW ve beş kapılı versiyon ile üretileceği gündemde. Modelde ilk yenilik ise bilinenin aksine MWB A0 platformu üzerinde yükselecek olması. Ayrıca bu platformun bir sonraki nesli Volkswagen Polo ve Skoda Fabia’da da kullanılması bekleniyor.

Yeni platform Seat Ibiza’ya 95 mm daha uzun aks mesafesi sağlamış. Ayrıca model 87 mm genişlerken, 2 mm daha alçaltılmış. Modeldeki bu değişim bagaj alanına 355 litre olarak yansımış. Yeni 1.5 litrelik TSI 147 Hp motor Ibiza’da yer alacak. 1.0 litre silindir hacminde ise 93 ve 113 Hp güç seçenekli motorlar bulunuyor. Beş ve altı ileri manuel şanzımanların yanı sıra 7 ileri otomatik şanzımanda modelde sunulacak.

FR donanımda Ibiza daha dinamik görünüm sağlayan arka difizör ve tampon gruplarına kavuşuyor. Ayrıca dış siyah paket olarak adlandırılan bir donanım ile model sportifliğini daha da ön plana çıkaracak. Sportif versiyonda süspansiyon sistemi standart modele göre daha sert olacak. Bunların yanında ek olarak sürüş modlarıda yeni Seat Ibiza’da yer alacak. Bunlar “Eko”, “Konfor”, “Spor” ve “Individual” olarak sıralanıyor.

İç mekanda ilk göze çarpan yenilik 5 ve 8 inç büyüklüğünde konumlanan ekranlar oluyor. Apple Car Play, Android Auto desteği olan bu ekran internet bağlantı hizmetide veriyor. Modelde uyarlamalı hız sabitleme sistemi gibi çarpıcı güvenlik donanımlarıda bulunuyor. Model Mart atında yaqpılacak olan Cenevre Otomobil Fuarı’nın ardından piyasaya sürülecek.

 

Yeni Seat Ibiza Karşınızda

Seat’ın yeni bebeği Ibiza ortaya çıktı. Bu gün gerçekleştirilecek bir lansman ile basına sunulacak olan model, etkinlik öncesi ortaya bazı fotoğrafları çıktı. İlk bakışta önden fazlasıyla Leon modeline benzeyen model arka bölümde önemli değişimler yaşamış. Değişim iç mekanda da etkisini gösteriyor. Gösterge paneli çerçevesinde tasarım değişimi yaşayan model orta konsolda yeni bir ekran ile geliyor. Ek olarak modelin vites kolunun bulunduğu yerde de değişimler göze çarpıyor.

Rolls-Royce Motor’dan satış rekoru

 

RollsRoyce Motor Cars, bugün yaptığı açıklamada, markanın 113 yıllık geçmişi içinde, 2015 satışlarına kıyasla %6’lık yükselme yaşanan, yıllık en yüksek ikinci satış sonuçlarını duyurdu. 50’den fazla ülkede müşterilere toplam 4.011 araç teslim edildi ve bu markanın gücünü ve direncini bir yıl boyunca dünya çapında lüks ürünler için zorlu piyasa koşullarında onaylamış oldu.

Torsten Müller-Ötvös, CEO, “Bu çarpıcı sonuç, dünyanın en seçici müşterilerine en iyi İngiliz lüks ürünlerinin küresel bağlamda hitap ettiğini kesin bir ifadeyle doğruluyor” dedi. RollsRoyce, Batı Sussex’te Goodwood’taki Centre of Luxury Excellence’taki (Lüks Mükemmellik Merkezi) işçilerin sıkı çalışmaları ve yaratıcılıklarının ürünü olan gerçek bir Büyük Britanya imalat başarısı hikayesidir. Uzun vadeli, sürdürülebilir, başarılı bir büyüme stratejisine kararlı bir şekilde bağlıyız ve bu sonuç, küresel belirsizliklerin arasında bu yaklaşımı doğruluyor. 2016, Rolls-Royce’un rönesansının başarıdaki ilk bölümüne imza atmak için mükemmel bir yıl olduğunu kanıtladı. RollsRoyce için başarı Büyük Britanya için başarı demektir ve Rolls-Royce’un merkezimizdeki yerini korumaya olan bağlılığımızı huzurunuzda tekrar doğruluyoruz. ”

Şirket, Amerika kıtasının da aralarında bulunduğu en büyük küresel pazarlarda en yüksek satış oranlarını kayda geçti; Amerika’da 12%, Avrupa’da 28% ve Asya-Pasifik bölgesinde %5’lik artışlarla. Bireysel pazarların bazıları da önceki oranları geride bıraktı; özellikle %51 artışla Japonya, %30 ile Almanya, %26 ile markanın iç pazarı olan Büyük Britanya, %23 ile Çin ve %10 ile ABD olmak üzere.

Koşulların olumsuz olduğu tek büyük bölge, tüm lüks mallar için tüketici talebinin ekonomik ve siyasi belirsizlik sebebiyle düşüşe geçtiği Orta Doğu idi. Bununla birlikte, bu zorlu piyasa koşullarına rağmen, Ortadoğu, 2016 yılının üçüncü en büyük pazar olarak kayıtlara geçti. Rolls-Royce Motor Cars Dubai, dünyada en çok satış yapan bayilik ödülünü kazandı.

Uzun vadeli sürdürülebilir büyümeye olan bağlılığının bir parçası olarak, Rolls-Royce, 2016 yılında global bayilik ağını 136’ya çıkaracak altı yeni yetkili bayii ilan etti. Yeni bayiiler Güney Kore’deki Rolls-Royce Motor Cars Studio’yu ve Dubai’de yenilikçi bir butik tarzında konsepti kapsıyor.

Modeller

Rolls-Royce’un kaliteli ürünlerine yönelik süreklilik kazanmış global talep, Wraith ve Ghost modellerinin süregelen başarıları ve 2016 yılında yeni Black Badge modellerinin tanıtılmasıyla daha da arttı. Bir diğer büyük katkı da Dawn üstü açık modellerinin şimdiye kadar yeni bir Rolls-Royce modeliyle elde edilmiş en güçlü ön sipariş oranlarıyla sağlandı.

2016, ayrıca, yedinci nesil Phantom’ın son üretim yılıydı, onun yerine gelecek modelin 2018 sonlarında piyasaya çıkması bekleniyor. Phantom, koleksiyonlarını tamamlamak için nihai kişiye özel siparişlerini güvence altına almaya can atan müşterilerle ve Rolls-Royce tarihinin önemli bir parçasına sahip olan şirketin en üst düzey “amiral gemisi” ürünü ve “dünyanın en iyi otomobili” olarak statüsünü korudu.

Kişiye Özel Ismarlama (Bespoke)

Yılın en önemli noktası, şimdiye kadar Rolls-Royce tarafından üstlenilen en büyük tek siparişin başarıyla tamamlanmasıydı: Makao’da bulunan THE 13 oteli için için özel olarak tasarlanmış ve el işi ile hazırlanan 30 adet Extended Wheelbase Phantom filosu. İlk araba, 2016 Cenevre Uluslararası Motor Show’da, The 13 Holdings Limited kurulu eş başkanı ve lüks girişimcisi olan Stephen Hung’a devredildi. Bunun gibi siparişler Rolls Royce’un otomotiv dünyasındaki tek Gerçek kişiye özel ısmarlama (Bespoke) kralı olduğunu doğruluyor.

Doğrusunu söylemek gerekirse, neredeyse satış rakamlarının önemli olduğu kadar, ısmarlama teklifinin devam eden büyümesi de Rolls Royce’un gücünün göstergesidir. Markanın temel inançlarından biri, gerçek lüksün derinden kişisel olması ve bu bağlamda Rolls-Royce’un Ismarlama kapasitesine ve işçiliğine yoğun yatırım yapmaya devam etmesidir.

2016’da üretilen neredeyse her Phantom, Ghost, Wraith ve Dawn, Rolls-Royce’u dünyanın tek gerçek el yapımı lüks motorlu taşıt yapımcısı olarak doğrulayan eşi benzeri olmayan Ismarlama (Bespoke) tasarım öğelerini içeriyor. Bu pozisyon, 2016 yılında Phantom Zenith Koleksiyonu ve “Dawn – Inspired by Fashion” modelinin yanı sıra “Ghost Eternal Love”, “Nautical Dawn”, “Dusk to Dawn” ve “Phantom Wisdom” gibi benzersiz modeller de dahil olmak üzere en yeni ısmarlama (Bespoke) koleksiyonları ile güçlendirildi. Phantom Zenith Koleksiyonu için Bespoke Wraith Luggage Koleksiyonu ve Picnic Hamper da dünya çapında ciddi beğeniler alarak yüksek talep gördü.

Rolls-Royce’un başarısı, konfor seven müşterilerin gereksinimlerinin içtenlikle karşılanmasına dayanmaktadır. Bu, 2016’da ikisinde de olağanüstü sonuçlar elde eden, markanın “Provenance” (önceden sahip olunan) ve “Financial Services” (Finansal Hizmetler) programlarının başarısında da yankılandı. Bu özel çözümler, günümüzün lüks patronlarının çoğunun kaliteli nesnelere yatırım yapma yollarını yansıtıyor.

Kapanışta Müller-Ötvös, “Geçtiğimiz yıllar boyunca tarihi markamızın kazandığı başarılardan gurur duyuyoruz. Rolls-Royce, kendinden emin bir şekilde kararlılıkla ilerlemekte. Çok yönlü lüks dünyasıyla ilgili benzersiz ve ayrıntılı anlayışımıza dayanan iş modelimiz, benzersiz ve ayrıcalıklı bir marka olarak sağlam adımlarla gelişim üretmeye devam ediyor. Müşterilerimizin bizden talep ettiği budur ve bizim sunacağımız hizmet de bu olacaktır.” dedi.

Yeni Skoda Yeti Yolda

Skoda’nın başarılı modellerinden olan Yeti, yenilenme sinyalleri veriyor. Yaklaşık Cenevre’den bu yana 8 yılı tamamlayan model, yeni yüzüyle otomobil severlerin karşısına çıkması bekleniyor. MQB platformu üzerinde yükselmesi beklenen model Seat Ateca ve Volkswagen Tiguan ile benzer motor seçeneklerini sunacak. Tasarım konusunda keskin hatlara sahip olacak olan model en büyük değişimleri iç mekanda yaşaması bekleniyor.

Model dört tekerlekten çekiş sistemiyle de gelecek. Sunulan motor seçenekleri DSG otomatik şanzıman ile kombine edilecek.

2017 İstanbul Otomobil Fuarı Gelecekten Haber Verecek

İstanbul Autoshow 2017-Geleceğe Yakından Bakın, 21-30 Nisan 2017 tarihleri arasında Beylikdüzü’ndeki TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde otomobil tutkunlarına geleceğin teknolojileriyle buluşma fırsatı sunuyor.

Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) tarafından TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek olan İstanbul Autoshow 2017 için geri sayım sürüyor. Bugünün ve geleceğin otomobil teknolojilerinin sergileneceği “İstanbul Autoshow 2017-Geleceğe Yakından Bakın”da, Türkiye’de faaliyet gösteren ve ODD bünyesinde yer alan otomotiv markalarının yanı sıra, teknoloji, inovasyon, bilişim, aksesuar ve yan sanayi firmaları, Sivil Toplum Örgütleri ve basın kuruluşları yerlerini alıyor.

21-30 Nisan 2017 tarihleri arasında Beylikdüzü’ndeki TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek olan İstanbul Autoshow 2017’nin kapıları, hafta içi 12:00-21:00, hafta sonu ise 11:00-21:00 saatleri arasında ziyaretçilere açık olacak.

Mitsubishi Cenevre’ye damga vuracak

Mitsubishi Motors’un yeni jenerasyon otomobillerinin ilki olan yeni Kompakt SUV’ un 2017 Cenevre Otomobil Fuarı’nda yapılacak dünya prömiyeri marka için bir dönüm noktası olacak. Mitsubishi Motors, bu yeni spor coupe tarzı otomobili ile ASX ve Outlander ile ulaştığı müşteri kitlesini aynı paralelde büyütmeyi hedefliyor.

Mitsubishi Motors, yeni kompakt SUV otomobili ile ürün vaadini tamamen farklı bir yöne kaydırırken Avrupa’da bir SUV oyuncusu olma stratejisini destekleyen ilk adımını atmış oluyor.

Geleneksel coupe’den daha keskin hatları olan bu yeni Kompakt SUV kama şeklindeki kemer çizgisi, arka kısmında yer alan ve öne doğru eğik olan C sütunundan çıkan sıra dışı V çizgisi ve kaslı arka çamurlukları ile heybetli ve dikkat çekici çizgilere sahip olacak.

Mitsubishi Motors’un ürün stratejisini tamamen değiştirecek olan bu yeni otomobilin, Türkiye’de 2017 Aralık ayında satışa sunulması planlanıyor.